whatsapp: +90 542 337 06 33 +90 216 338 38 48

info@drmuratimer.com

Bel Fıtıkları

Omurganın şok emici yastıkları olarak düşünebileceğimiz iki omur arasındaki disklerin omurilik kanalına doğru çıkmalarına bel fıtığı denmektedir. Diskler yaş ilerledikçe bozulmaya uğrar,  su içeriklerini kaybederler. Disk çökmesi, iki omur kemiğini birbirine bağlayan eklemlere daha çok yük binmesine neden olur ve bu nedenle eklemlerde dejenerasyon ve kalınlaşma gözlenir. Disk yastıkçıklarının merkezinde bulunan yumuşak çekirdek, diskin çevresinde bulunan daha sert kapsülü yırtarsa, akut disk fıtığıoluşur. Bunun nedeni bir kez veya yineleyen travmalar olabilir. Fıtıklaşma genellikle arkaya ve yanlara doğru olur ve komşu sinir kökünde basıya neden olur. Nadiren orta merkeze doğru fıtıklaşmalar olabilir ki bu durumda da sinir kökünden daha çok omuriliğe veya birden fazla sinire bası gözlenir. Fıtıklaşan serbest disk parçası dışarı çıkarak yukarı veya aşağı yönde uzanabilir. Disk fıtıklaşmasıyla birlikte görülen omur eklemi kalınlaşması da bel ve bacak ağrılarının sık görülen bir kaynağıdır ve sinir köküne basının önemli bir nedenidir.

Doğumsal olarak dar bir omurga kanalı, sinir kökü basısına duyarlılığı arttırır. Bu durumda omurga kanalı çapı anlamlı derecede azalmıştır ve hafif bir disk kabarıklığı veya hafif bir eklem kalınlaşması, sinir köküne basıyı kolayca arttırabilir.

Belde bulunan 5 omur kemiğinin hangi ikisi arasında fıtıklaşma olursa ona göre hastaların şikayetleri değişiklik gösterir. Ağrının başladığı ve yayıldığı bölge bu nedenle hastadan hastaya farklıdır. Bel fıtığı en sık bel omurlarının en alt kısımları olan L5-S1 ve L4-L5 düzeyinde görülür.

Hastaların çoğunda düşmeveya ağır yük kaldırma öyküsübelirtilerin başlamasının öncesinde vardır. Sinir kökü rahatsızlığı veya basısı, etkilenen kökün dağılım alanında ağrıya neden olur ve bu ağrı bacağın alt yarısına dek uzanır. Öksürme ve ıkınma ağrıyı arttırır. Bacak ağrısı, birlikte görülen bel ağrısından daha şiddetlidir. Bası sürerse, kök hasarı sonucu ağrı kaybolur (hissizlik gelişir) ve nörolojik belirtiler (bacak-ayak kaslarında kuvvetsizlik, idrar kaçırma veya yapamama, cinsel işlev bozukluğu) gelişmeye başlar. Etkilenen sinir kökünün ulaştığı alanda uyuşma ve karıncalanma olur. Omurga hareketleri kısıtlıdır. Normal bel kavsi kaybolmuştur. Omurganın her iki yanındaki adalelerin kasılmasına bağlı hasta bir tarafına doğru eğilerek yürümeye başlamıştır.

Eğer fıtık omuriliğe ortadan basıyorsa, hastanın şikayetleri iki taraflı olur. Ağrı her iki uyluk arka yüzünden aşağı doğru yayılır. Çoğu olguda mesane duyularında kayıpla birlikte, aralıklı veya tam idrar yapamama ayrıca kabızlık da  görülebilir. Bu tip bel fıtıklarında eyer tarzındaduyu kayıpları söz konudur. Eyer tarzı his kusurunda; ata binerken insanın eyere değen kısımlarında (yani; her iki kalçanın iç kısımlar ile iki bacak arası) hissizlik vardır. Ayrıca hastanın bacak refleksleri de zayıflamıştır.

Tanısal inceleme olarak görüntüleme yöntemlerinden Bel Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR) tetkikinin, Bilgisayarlı Tomografiye (BT) göre daha üstün olduğu kabul edilmektedir. Günümüzde MRG ilk inceleme yöntemi olarak seçilmektedir.

Bel fıtığının oluşması durumunda Sinir kökü basısıtedavisinde Geleneksel ve Cerrahi tedavi yaklaşımları bulunmaktadır.

Geleneksel Tedavi

Basit birtakım önlemlerle bacak ağrıları önlenmeye çalışılır. Bu önlemler; Ağrı kesici ilaç kullanımı, eğilme ve ağır kaldırmanın kısıtlanması, ortopedik yatak kullanımı, yatak istirahati, gerdirme (traksiyon) hareketleridir (fakat unutulmamalıdır ki; traksiyon sonlandırıldığında ağrı geri dönebilir).

Cerrahi Tedavi

Eğer tüm geleneksel yöntemlere karşın sürekli ve şiddetli ağrı varsa veya  hastanın günlük yaşantısını engelleyecek düzeyde ağrısı veya nörolojik kayıp varsa (kas gücü kaybı, idrar veya gaita yapamama-kaçırma) hasta ameliyat edilmelidir.

Cerrahi Teknik

Bele yapılan bir kesi ile dokular sırasıyla geçilerek sinir kökü kenara çekilir, fıtıklaşan disk görülür ve boşaltılır. Bu işlem sırasında cerrahi mikroskop kullanılması yapılan cilt ve adale kesilerinin boyutlarını küçültecek, ışığı hedef alanda toplayarak görüntüyü de büyütecektir. Bu nedenle de günümüzde bel fıtığı cerrahisinde mikrocerrahi yöntem (mikrodiskektomi) “altın standart” olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, son yıllarda her geçen gün kullanım sıklığı artan endoskopik yöntem de kullanılmaya başlamıştır. Bu yöntem de kullanılabilir bir yöntem olarak kabul görmüştür.

Sonuçlar

cerrahi ile olguların 80%’inden fazlasında iyi sonuçlar elde edilmektedir. Kalan grupta aynı aralıkta veya bir başkasında (5 bel omurunun ameliyat edilmemiş diğer bir aralığında) disk fıtıklaşması yineleyebilir. Ameliyat sırasında sinir kökü hasarı riski 1 %’den azdır.  Cerrahi sonrası hastaların ağır kaldırmamaları önerilir. Önceden belirtilen cerrahi tedavi kriterlerine uygun hastalarda ameliyattan yüz güldürücü sonuçlar alınır. Bunun yanında kliniği ve görüntüleme yöntemleri kuşkulu olan hastalarda yineleyen sorunların gelişmesi olasılığı daha yüksektir.